YAVUZ SULTAN SELİM’İN ÖLÜMÜ

Yavuz Sultan Selim’in Ölümü

yavuz sultan selimyeniSon zamanlarda donanmanın kuvvetlenmesi uğruna gayret sarf eden Yavuz Selim, deniz veya kara herhangi bir sefere karar vermeden pek sevdiği Edirne’ye gitmek istedi. Kendisi hareket etmeden önce veziriazam Piri Paşa’yı, ordu ağırlığı ve kapıkulu askeriyle Edirne’ye göndermiş bulunuyordu. Daha sonra kendisi de 18 Temmuz 1520 (iki Şaban 926) de İstanbul’dan hareket etti. Padişah o sırada sırtında bir çıbandan muzdaripti, fakat buna rağmen yola çıkmış bulunuyordu. Hareketinden birkaç gün önce saray bahçesinde yaptığı bir gezintiyi müteakip yokuş çıkarken arkasına bir şey battığını hissetmiş ve sırtını açtırıp musahibi Hasan Can’ı baktırmış. Hasan Can, Padişahın iki omuzu arasında sağ tarafa daha yakın olarak katı bir çıban başı görmüş. Vaziyeti kendisine bildirince padişah, çıbanı sıkmasını söylemiş, fakat Hasan Can çıbanın başının olgunlaşmadığını, bu bakımdan sıkmanın doğru olmayacağı, bir merhem sürmek gerektiği cevabını vermiş. O geceyi ıstıraplı geçiren Yavuz Selim ertesi gün hamama giderek Hasan Can’ın da orada olmamasından istifade ile çıbanı sıktırıp iyice ovdurmuş. Hamamdan çıktıktan sonra Hasan Can huzuruna girdiği sırada, ovdurduğu çıbanın acısını çeken padişah:

-          Hasan Can, seni dinlemedik kendimize kıydık.

Sözleri ile musahibinin tavsiyesinin hilafına yaptırdığı işten dolayı pişmanlığını ifade etmiş, o günden sonra çıbanda bir iyileşme görülmedi halde, evvelce karar vermiş olduğu Edirne yoluna çıkmaktan geri kalmamıştır.

Yavuz Selim’in sırtında çıkan Selim’den Ali ve Hoca Saadeddin efendi “Yanıkara” diye bahsetmektedir. Çıbanın iki ay sürüşü ve hastanın umumi durumu göz önüne getirilince, bunun bir “Şirpençe” çıbanı olduğu anlaşılmaktadır.

yavuz sultan selim7Sultan Selim İstanbul’dan Edirne’ye giderken ata binmekten geri durmamış, bu hal onun hastalığına hiç de iyi tesir etmemiştir. Padişahın bu vaziyeti dolayısıyla yolda yavaş ilerlenmiş nihayet Çorlu civarında Sırt köyüne gelindiği zaman Padişahın hastalığının artması sebebiyle burada ordugah kurulmuştur. Yavuz Selim, vaktiyle babası II. Bayezid ile harb etmiş olduğu bu mevkide 40 gün kalmış, bu müddet zarfında saray başhekimi Ahmed Çelebi, saray hekimlerinden İzmitli Hamzaoğlu İsa, Osman Çelebi ve Kazvinli Şah Muhammed tarafından tedavisine çalışılmıştır. Sultan Selim, vaziyetinin fenaya doğru gittiğini hissedince veziriazam Pisi Mehmed Paşa, vezir Mustafa Paşa ve Rumeli beylerbeyi Ahmed (Hain  Ahmed) paşayı Edirne’den acele ordugaha çağırtmış, fakat Ahmed Paşa devlet esrarını gizlemeye muktedir olmadığı sebebiyle geriye çevrilmiştir. Bunlar gelince padişah yalnızca Piri Mehmed Paşayla konuşmuştur.

Hastalığı boyunca gece gündüz yanında bulunan Hasan Can ile padişahın arasında, son demlerinde şöyle bir konuşma cereyan etmiştir:

-          Hasan Can, bu ne haldir?

-          Sultanım, Cenab-ı Hakka teveccüh edip Allah’la beraber olacak zamandır!

-          Bizi bunca zamandan beri kiminle bilirdir? Cenab-ı Hakka teveccühümüzde kusur mu fehmettin?

-          Haşa ki bir zaman Zikr-i Rahmandan gufül müşahede etmiş olayım: Lakin bu zaman gayrı zamana benzediğinden ihtiyaten cesaret eyledim.

Hasan Can’ın bu cevabı üzerine Yavuz Sultan Selim:

-          Sure-i Yasin tilavet eyle.

Demiş ve kendisi de onunla birlikte hafif şekilde okumaya başlamıştır. Yasin suresinin ikinci defa okunuşu sırasında “Selam” ayetine gelindiği zaman Padişah ruhunu Hakka teslim eylemiştir. (21 Eylül’ü 22 Eylül’e bağladığı gece).

yavuz sultan selimYavuz Selim’in ölümü, tahta namzet tek bir oğlu bulunmasına rağmen, Şehzade Süleyman’ın Manisa’dan İstanbul’a gelene kadar gizlendi. Bundan önce ölümleri gizlendiği padişahlarda olduğu gibi, saltanat kavgasına zemin hazırlayan birden fazla şehzade bulunmadığı halde Yavuz’un ölümün gizlenişinin sebebi, o sırada ordugahta kıymetli hazinelerin bulunmasına ve padişahın ölümü duyulduğu takdirde bunların yeniçeriler tarafından yağma edilişinden korkuluşuna atfedilir. Yavuz’un ölümünün gizlenmesinde esas rolü Hasan Can ile hasodabaşılık görevinde bulunan hazinadarbaşı Süleyman Ağanın oynadığı görülmektedir. Hazinenin yağması korkusu, mesuliyetin kendisine ait olması bakımından herkesten fazla hisseden Süleyman Ağa padişahın ölümüne müteakip ilk ağlama sesleri duyulduğu sırada kapıcılar kethüdası Fil Yakub’u veziriazam Piri Mehmed Paşaya göndermişti. Çadırlar arasında gidiş gelişlerin ölüm vakasının etraftan duyulmasına sebep olacağını düşünen Hasan Can, bir taraftan ağlayanları susturmuş, bir taraftan da elinde fener vezirlere haber ulaştırmaya giden Fil Yakub’u geri çevirmiştir. Böylece sükunet sağlanmış, ölüm hadisesi gece yarısından sonra vuku bulduğundan bir müddet sonra da sabah olmuştur. Veziriazam Piri Mehmed Paşa ile diğer vezirler padişahın ölümünü ancak sabahleyin öğrenmişler, Piri Paşa, Hasan Can’ın aldığı tedbirleri takdirle karşılamıştır.

O gün sabahleyin hiçbir şey olmamış gibi yine divan toplanmış bazı tayinler yapılmış ve padişahı tedavi eden hekimlere güya muvaffak olmuşlar gibi hil’atler giydirilmiştir. Böylece bir taraftan silahtar kethüdası Süleyman Ağa son süratle Manisa’ya haber ulaştırmaya memur edilmiş ve şehzade Süleyman’ın İstanbul’a gelişine kadar ölümün gizlenmesine dikkat edilmiştir.

yavuz sultan selim4Yavuz Selim’in cenazesinin Hasan Can’ın nezareti altında tedavisinde bulunan hekimler tarafından, ölümün vuku bulduğu otağın içinde teçhiz ve tekfini yapılmış, aynı yerde gizlice namazı kılınarak, tabutla birlikte muvakkaten aynı yere gömülmüştür.

Yeni hükümdarın İstanbul’a ulaşarak saraya indiği haberi alınınca, Yavuz Selim’in ölümü, oğlu Süleyman’ın İstanbul’a gelerek hükümdarlık makamına oturduğu ordugahta ilan olunmuştur. Bu arada devlet erkanı acele İstanbul’a gelip tebliğkatta bulunmuştur. Bunun üzerine Yavuz Selim’in cenazesi arabaya konularak yola çıkarılmış, yeni hükümdar Sultan Süleyman ve devlet erkanı matem elbiseleri giyerek cenazeyi Edirnekapı dışında karşılamışlardır. Yavuz Selim’in cenaze namazı Fatih Camiinde kılındıktan sonra, o  sırada Mirza sarayı denilen şimdiki Sultan Selim Camiinin yanındaki sahaya defnolunmuştur. Orada başlattırmış olduğu caminin inşaatını oğlu Sultan Süleyman tamamlattırmış, mezarını üzerine de bir türbe yaptırmıştır.

4,660 total views, 2 views today

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>